Küçükken haklı çıkmanın gururu göğsümü kabartırken, büyüyünce haklı çıkmak omuzlarımı düşürüyor…
Category: Genel
İnsanların kendi arzuları üzerine inşa ettiği bu hoyrat dünyadan çok sıkılasım geliyor. Tam bir bütünüz dediğim esnada bana yalnız olduğumu hatırlatan belki sözde belki özde sevenlerime teşekkürü bir borç bilmek istemiyorum.
Omuzlarımın hep bel hizamda olduğu şu yaşam söngüsünde takatimin bittiğini farkedememişim.
Şey gibi düşünün, hani çok yoksul bir ailenin babası o gün işleri yolunda gider de bakkaldan karınlarını tam doyuracak nevalelerini alır, eve geldiğinde beklediği şükür sahipleridir. Ne bakkal ne nevale ne de eve babayı getiren takat Yaradanın kudreti dışında işleyebilir. Rızık dolu poşette eksiği ancak paslı bir kalp bulabilir. Bulduğu eksiğe de hep bir kulp bulabilir.
Yazık edilmiş bir ömür mü görüyorum ardıma baktığımda yoksa canım çok mu sıkkın…..
Ebedi yaşamımız doğduğumuzda bitti. Dünya’ya düştüğümüz günden beri sınırladık yaşamımızı, yaşarken gitgide gittikçe sınırladık neşelerimizi hüzünlerimizi.
Ve bugün çok önemli ama yaşadığıma değecek güzellikleri israf edecek kadar da önemsiz bir gün. Bugün yaşamım benden adres değiştirdi.
Yaptıklarının karşılığında gördüğün cüzi bir ceza da aslında merhametin bir ifadesidir. Acziyetimden dolayı bunu anlamaya gecikmiş olmama rağmen bugün az birşey daha yaklaştım. Evlatlarımızı bize bahşeden ve bize bağışlayan Rabbime şükürler olsun. Bu dünyaya tek geldik ve bu dünyadan tek gideceğiz. Elhamdulillah…
Anladım ki bencil olan insan derdini yaşarken bile bencilce yaşıyor. İğneyi kendimize batırmayalı iğne paslanmış…
İnsafları ve izanları olmayan insanların yanından beni de beraber götürseydiniz.

Kalemtraşımı kaybettim
Cümlelerim yarım kaldı
Tükenmez dediğim kalemim
Ben bittim yaz(r)ım kaldı….

Güneşin doğuşuyla uzaklaşıyorsun âlemden. Dilin damağın bir şeye değemez oluyor. Araya kapatılmaz mesafeler giriyor. Güneş batınca ise erişiyorsun her şeye. Neşeli sofralara alınıyorsun. Dilin damağın bayram ediyor. Uçurumlar kapanıyor.
Her iftarda anlıyorsun ki, güneşi batı ufkuna taşıyamayan kimsenin sana faydası olamaz. Her imsakta görüyorsun ki, güneşi doğu ufkundan doğuranın izniyle yiyip içebiliyorsun.
Oruçlusun şimdi. Gün boyu, ne doğudan imdat geliyor sana ne batıdan yardım erişiyor. İki vakit arasında çaresizsin. İki ufuk arasında elsiz ve dilsizsin. Anlıyorsun ki, güneşi ufkuna getiren kim ise dudağını sana veren de O. Görüyorsun ki, güneşi batı ufkuna taşıyan kim ise suyu ve ekmeği sana helal eden O. Bir doğuştur iftar vakti. Senin için yoklar var edilir. Bir batıştır sahur vakti. Senin için varlar yok edilir. Fark ediyorsun ki, yokların var olduğu bütün doğu[ş]lar Allah’a ait. Başkaları seni yoktan var edemez. Başkaları sana hiç yoktan nimet sunamaz. Biliyorsun ki, varların yok olduğu bütün batı[ş]lar Allah’ın takdiridir. Başkaları kaybettiklerini sana veremez. Başkaları seni sevdiklerinle buluşturamaz. İllâ Allah… İllâ Allah…
Söyle şimdi kalbinle: Doğu[ş]lar da Allah’ındır batı[ş]lar da… [Bakara, 115]

Aşk neydi? Aşk kendini unutmaktı… Aynada onu görmek, yürekte onu bulmaktı…
Kimsin diye sorduğunda SEN diyebilmekti… SEN olabilmekti..!
Kuyularda mı kaldın? Yakup bulur üzülme…
Damlalar mı boğuyor? Yunus bulur üzülme…
Güneş yakmaya mı başladı? Ömer bakar üzülme…
Bütün kapılar mı kapandı? Bir kapıyı kapatan bin kapı açar üzülme…
…ne mutlu kalbine sen düşene, ne mutlu senin kalbine düşene.
Sen yoksan
Nereye koyayım ben bu başı
Yoksan sen
Hangi terazide tartayım bunca telaşı
Nasıl sahici kılayım şu kırılgan varlığımı
Yoksan sen
Kimin kucağına yıkayım acılarımı
Yoksan sen
Neyleyim ben bu başı
Sen değilsen bekleyenim
Koşmaların hepsi boşa
Çırpınmaların hepsi boşlukta
Yoksan sen
Vardığım yerler serin değil alnıma
Sen yoksan
Yüzümü çevirdiğim yönler yüz vermiyor bana
Yoksan sen, söyle, nereye akıtayım kanayan yanlarımı
Sen değilsen bekleyenim, kaldırımlar yalnızlığına ağlar, yollar sarpa sarar, sokaklar çıkmaza sapar.
Sen yoksan köşe başında, şehrin vaatleri yalan
Yoksan sen, sesim ziyan, sözüm hüsran, nefesim talan
Sen yoksan, mavilerin hepsi küser, dağılır gökler, kuşlar kaçar.
Yoksan sen, akıl başa ziyan. dil damağa yaban, göz ışığa düşman.
Yoksan sen, nereye salarım feryadımı, kime fısıldarım içimin yangınlarını
Ah, sen değilsen köşe başındaki, şehrin yüzü yalan, sevinçlerim ziyan, huzurum kırılgan
Yoksan sen, neyleyim ben bu başı
Sen değilsen bekleyenim, ne edeyim ben bu yolları.
Sen değilsen köşe başındaki, yüzüm yok, gözlerim kör, kavuşmalarımın hepsi boş.
Yoksan sen, niye var olayım ki ben
Sen yoksan, varlığım hüsran, sesim figân, nefeslerim bin pişman.
Ne Ağzımda Cümleleri Yan Yana Getirebiliyorum Ne de Ağzında Cümlelerle Yan Yana Gelebiliyorum… Kendimle Yan Yana Kalıyorum Her Seferde. Bir Gün Ben Kendim Oluyorum, Diğer Gün Kendim Ben Oluyor. Hiçbir Harfi Sensiz Bir Cümleye Kurban Etmezken Şimdi Celladı Oldum Kelimelerin. Harfleri Kelimelere, Kelimeleri Cümlelere, Cümleleri de Sana Boğduruyorum. Hiçbiri Kendini Yan Yana Getiremiyor Kendisiyle. Sensiz Geçtiğinde Bir Gün Daha Yalnızlığım Daha Bir Çoğalıyor Kendimle. Kendime Bölünüyorum Bir Gün Daha Geçse. Çoğaldıkça Daha Bir Yalnızım. Ve Ben Çoğaldıkça Sen Daha Bir Azalıyorsun. Hani Demiştim Ya Hiçbir Harfi Sensiz Bir Cümleye Kurban Etmedim Diye Ya Duygularım… Bir Kasabın Mezbahanesine Göndermişim Ben Onları, Besmelesiz Kesilmişler Hassas Yerlerinden ve Derileri Soyulmuş Benli Duygulardan. Uzatmıyorum… Uykusuzluğum Hep Seninle Hemhal, Uykularım Sensizliğe Hasret Kaldı. Seni Hatırlamamak İçin Aldığım Nefesi Hep Tutuyorum, Aldıkça da Verdikçe de Seni Sayıklıyorum. Sensizlik Nefessizlik Gibi Tuttukça Daha Bir Ölüyorum. Bakma Sen Bana Bugün Biraz (B)aşka Geldim.

